Bir Zamanlar Kıbrıs'ta...
 
 


Nerede O Eski Garutsalar? 
  Altay Sayıl, "Kıbrıs-Nokta" dergisi, 10-16 Nisan 1994, Sayı:7, s.40-41.  
    
Nerede O Eski Garutsalar?
Kıbrıs'ta uzun yıllar kullanılan atlı
araba ya da garutsalardan biri
Kıbrıslılar, 1900'lu yılların başına kadar hiç egsoz kokusundan kaynaklanan başağrısı çekmedi. Atlar, eşekler, öküzler ve öküz arabaları 1906 yılına kadar paşa paşa Kıbrıs'in tozlu yollarında gidip gelirken, birden bire bir araba homurtusu ile irkildiler. Uygarlığın temsilcisi, "Yolların Fatihi" otomobil adaya "tekerlek basmıştı". Tam 22 yıl sonra da resmi kayıtlara geçerek, "yasal sakinler" arasına karıştı.

2. Dünya Savaşı sona erdikten sonra ise Kıbrıs'ın daracık yolları, otomobil, otobüs, kamyonlarla dolmaya başladı. Tabi çağdaş araçlar kapıdan içeri ayak atınca, artık bu minik adacığın yüzyillarca kahrını çekmiş, yükünü, insanlarını taşımış binek hayvanların, garutsaların (payton), öküz arabalarının, iki kişilik gabriyolelerin, hatta yüzyılın aracı trenlerin bile pabucu dama atıldı. 1950'li yıllarin ortasında ilk vefasız karar alındı ve emektar yolcu garutsalarının belediye sınırları içine girmeleri yasaklandı. Son darbeyi ise on yıl sonra Lefkoşa'nın Türk Belediyesi indirdi. Artik garutsalar, gabriyoleler, at, öküz arabaları "yasaklı araçlar" sınıfındaydılar. Onlardan geriye 1899 yılında polisin yayınladığı "The Owl" adlı dergideki şu satırlar kalmıştı:

"Yollarımız dar. Atlı araba kullananlar ise trafik bilgisinden yoksun insanlar. Hele atlı arabaları kullanan genc insanlar, sehir içinde atları kırbaçlayıp hız yapıyor, yayalar için büyük tehlike oluşturuyorlar. Hatta dehşet oluşturuyorlar. Şehir içerisinde arabasız at koşturmak yasak. Bunu biliyoruz. Peki ayni yasa neden atlı arabaları da kapsamasın?"

Acaba bu satırları yazan polis sözcüsü, homur homur, patlar motorlu arabaların şehir içinde tur atmaya başladıkları zaman ne yapmıştı? Hele bugünkü canavarlarla karşılaşsaydı, gidip o atlı arabaların önünde kapaklanıp, "Affedin beni, bilememişim" demez miydi? Derdi kuşkusuz.


Lefkoşa-Mağusa tren yolu üzerinde şimdi yıkılmış
olan eski bir tren istasyonu

Sıra sıra katarlı, kara dumanlı trenler de nasibini aldı arabaların işgalinden... Onlar da, neredeyse, arabalarla ayni zamanda, ayni onlar gibi uygarlığın temsilcisi olarak gelmişlerdi Kıbrıs'a. At arabaları kadar bile sürdüremediler saltanatlarını... Oysa Ingiliz Yüzbaşı Pichard, tam 5 yıl trenin memlekete girmesi icin nasıl da uğraşmıştı. 1904 yılında düdüğünü ilk kez öttüren tren, sadece 47 yıl dayanabildi arabaların rekabetine... Sanki o da garutsalar, gabriyoleler gibi küskün, elini ayağını çekti raylarından. Şimdi Mağusa Kaza Tapu Dairesi'nin (eski Mağusa Tren istasyonu) önünden geçen yoldan 7-8 metre içeride, gelip geçene hüzünlü hüzünlü bakan ilk lokomotif ilk yolculuğuna başlarken düzenlenen o muhteşem töreni anımsayıp iç geçiriyor... Hatta, kendini canavar sayıp, "Bizi öldürecek" diye balta ve nacaklarla saldıran insanları bile özlüyor. Üzerine yapıştırılmış metal bir açıklama levhasıyla kendini raylardan alan otolara bakıp bakıp şöyle düşünüyor; "Ne günlerdi o günler...

Önce Lefkoşa-Mağusa arasında başlamıştım sefere. On yıl içinde yolum Omorfo'ya kadar uzamıştı. Lefke'ye ulaşmak için bir 12 yıl daha beklemem gerekmişti ama olsun... Değmişti doğrusu. Hele şimdi Peyak ambarlarını kondurdukları Lefkoşa Istasyonu'ndaki saltanatımı unutmam mümkün mü? Ana baba gününe dönerdi etraf benim düdüğümü duydular mı...

Garutsalar, gabriyoleler, tüm duraklardan topladıkları yolcularla beni beklerlerdi. Lefkoşa'daki o özel "Pazarlık" güzergâhım bir başka alemdi. O gün benim için bile tatil sayılırdı. At yarışlarına giderdim "Pazarlık güzergâhımda"... Mağusa'ya giderken bir başkaydı heyecanım. Kolay mı? Içinden geçtiüim ilk tünel o yolun üzerindeydi. Çocuklar tünelin çıkışında benim koca gözlerimi karanlıkta görmek için nasıl da bekleşirlerdi... Insanlar vefasız... Onca yıl hiç durmadan hizmet ver, hele hele 2. Dünya Savaşında "Yaranacağız" diye ne ray kalsın ne tekerin, topu topu 400 bin Kıbrıs Liralık onarım masrafı yüzünden kaldırıp seni bir kenara atsınlar... Vefasız insanlar."